şarkılar ve sözler var bir de-hayat var harflerin arasında,bak harflerde değil harflerin arasında-çünki harfler pistir,yalandır.ve hayat aralara saklanır,aralarında durur orda sapasağlam,ve biz ona ulaşamayız-çünki harfleri kullanırız konuşmaya çalışırken-yani sessizlik gerçek ve hayattır-ve şu zamana kadar hep yalancıydım-
Y A L A N C I araya sıkışan her anı,beni daha çok yalancı yap(tı)
yani özledim derken rol yapıyordum,harflerden anlayabilirsin.
Adı ve Soyadından başlamak istiyorum.Şimdiki adından,sonra ki soyadından.adım Gerçek,soyadım Seç.Adımın ve soyadımın uyumluluğundan gelen bir uyumsuzluk var ben de.çünki Dünya’ tarafından Seçilen tek Gerçek’im.Dün saat 13.45 sıralarında,aşırı dozda hiçlikten,aşırı dozda sessizlikten,bir Dünya’yı yokettik.Varolan dünyanın tam tersineydi bu Dünya,kimseyi barındıramıyordu kendi benliğinde-barındınamıyordu-
Yaşam alanı yoktu,kafasının içinde yarattığı kimselerden bir hiçkimseler topluluğu yaratmıştı.Hiçkimse’ler silsilesi.Ben Gerçek.Adım Gerçek,ama hiçbir zaman Gerçek’lere ait olamadım,evet ben’Gerçek’ ama Dünya’nın yarattığı Gerçek Hiçkimse’lerden biriyim.Bunca şey oluyorken,şu anda,tabutunun önünce,siyah eşarplı,yeşil gözlü bir Gerçek.Tabutun altındaki hiçbir Dünya,Ceset. Elimden geldiğince ulaşmaya çalışıyorum ona,tabutun altındaki o Ceset’e beni görebildiğine,gözlerime bakıp gülümsediğine.
Ben,tabutun arkasında,cemaatin önünde durmuş,Hoca konuşmaya başlıyor,tekrar ediyoruz hepbirlikte,3 kere, “helal olsun!” diyoruz,
bütün cemaat:”helal olsun!” Dünya’yı uğurluyoruz,ölürken güzelleşiyor Dünya.ölüler hep ölürken güzelleşir.Hoca aynı soruyu tekrar soruyor: “hakkınızı helal ediyor musunuz ?” yine aynı cevabu 3 kere ardı ardına alıyor: “helal olsun!”
Boşboş bakınıyorum etrafa o sıra,gözlerim ağlamaktan olacak,daha kırmızı görüyorum etrafı,sonra Dünya’yı gördüğümü zannediyorum,siyah güneş gözlüklerinin arkasındaki yüz. Ama o değil,anlıyorum sonra,23 yıllık bu cesedi,21 yıl önce bir ceset olarak yetimhaneye bırakan Baba.Baba’nın bir adı yok,bana yok, bir adı olmamalı zaten,o kadar yaşananlara ithafen,o adın üzerinde hiç iyi insanlar dolaşmazdı çünki.kötü kahramanlar,kötü yaşanmışlıklar,sonra onların cezası,sana verilen adın üzerinde,bunlardan biri de Dünya’ydı.Dayanamadı üstünde taşıdığı yaşamlara,hepsi kötüydü,bencildi. Ben de onların suç ortağıydım,gösteriyordum bütün Gerçek’leri.sonra bıraktım.Dayanamadım,Dünya’da dayanamadı. Bugün tabutun içinde yaşayan Dünya,bugün bu tabutun içinde ceset olarak yaşayan Dünya.
Yerçekimi kanunlarına aykırıydı bu Dünya,hiçkimse’yi tutamadı iki ayağının üzerinde,herkes havalanıncada,Dünya öldü. Bugün Dünya öldü,bugün kuşlar sustu,köpekler havlamayı kesti,ödenmemiş faturalara faiz bindi,güneş bir daha doğmamak üzere battı,gece kendini karanlığa bıraktı,bu karanlıkta ki gökyüzünden hiçbir yıldız kaymadı,kayamadı,çünki Dünya’nın son günüydü.Ve ben,Seç’tiği Gerçek olan,gözlerimi kapatıp ona bakarak şunları söyledim :
“Gözlerin kapalıyken gördüklerin daha güzel,daha Gerçek,sakın açma,açtıysanda kapat,yanımda olduğun zamanları hatırla,gözlerin kapalıyken daha iyi görürsün Gerçek(i) Dünya’yı.”
ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
adlı bir cengaver olarak telefon ediyorum.
hakiki cinayetler işleniyor görüyorum.
isa görüyor, şeyhim görüyor, ben görüyorum.
ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
yüzyıl şilisinden bir dazz javulcusu inliyor tam arlarımda
hiç durmadan kentlimağlup kıyasıya mağrur ve mor
bir çocuğum şimdi pişman olmak için
birbiriylebağlantılıyüzbinlerceyılım vor.
seni sevmem
bu savaşı
kesintiye uğratmaz
ama ordan bakma!
bu, werther’in
leş kanını
gül kılar.
birleşmemiz radikal olacak ben kan vereceğim
otobüsler olacak, tirenler, bütün öldürülmüş cumhuriyet şehirleri
saçlarım uzun olacak, bıyıklar, gözlükler, gideceğim
çığlıklarla düzülmüştür aşk şiirleri.
gideceğim ensk ökümde devlet denen şirk,
beb gözüğümde kent gördükçe kırılan gıçlar,
ve bir dizeyi haklar gibi terli ellerim
bu çağın açısını dik tutacaklar.
bana bir öpücük verin yoksa galip döneceğim
ufka bir kesin ordum akıverecek
elimde çözülecek makina ve cinayet
marşlar yazıp halkımla söyleyeceğim yoksa.
inanmışım kaybetmek esrarıdır olmanın
çıldırmış bir vaşak gibi kaybediyorum.
ipimden kurtulmuşum kaybediyorum.
birleşmiyor ellerimiz haykırıyor trapez
tanklar tank olup geçiyor üstümüzden
helvetius haklı, devlet şaşkın, piyanist kara
memleket sana rağmen ket vururken yarama
şu çıplak çocuk şu tüyük bürk şairi ben
-ve emir “kun” diyor; doğuruluyorum-
“bu ülke”den daha bıçkın tamlama bilmiyorum.
bana bir öpücük verin yoksa şair öleceğim
ikdildar tohmekecek sözüme yoksa
ve bir dizenin tan yerini ağartamsıysa
ellerini tutarım ki kudurtucudur.
bunun için gözlerinin meryem hali sevgilim
gözlerinin meryem hali gerçek yurdumdur
ki zuhrettiğinde ilk formuyla isa yeniden
ağlıyorum, ağlıyorum, ağlıyorumdur.
ben bu çağdan bir kere de şerefimle geçeceğim
lazım gelen gülleri göğsüme gömmüşüm
birleşmemiz radikal olacak ben kan vereceğim
bunu daha çok küçükken bir filmde görmüştüm!
ah laikse aşkımız biter elbet bir kışbaharyaz günü
gözlerin uçurumlar kaydeder avuçlarıma
bir çınar gövdesini bir hamle daha yayar
üç içbükey komodin silah çeker vurulur
sen gidersin, denklem düşer, ben aşk olduğumu ağlarım
bir kelebek konduğu yerde bir mayın olduğunu anlar.
ben dünyaya karşı durmak ile meşhurum
olma. yokluğun bulunmama larcivert lavlar akıtır.
nasıl çekip gitmiş bir şaman
çekip gitmiş, bir şaman değilse en çok
benim gibi sonsuz bir at
hiç koşmuyorken de attır.
biliyorum lir sızmıyor şakaklarımdan
ve yüzümde şeyh çıldırtan yarıklar da yok
annem beni hep çok sevdi, kız gördüm mü ağlıyorum
modern bir alışkanlıktır ölmek, seni doğasıya seviyorum
ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
mıknatıssız bir pusula olarak
az önce repliğimi unuttum evet. (gülüyor) ama ne farkeder ki mecnun,farkeden şeyleri saysana bana.farketmeyeli uzun zaman oldu çünki ben miniktim ya,beynim de minik,o yüzden oluyor bunlar,beynimden kulaklarıma taşıyor düşünceler,duyamıyorum kimseyi,gözlerim evet evet,gözlerim onlarda öyle,gözlerimi örtüyo düşünceler göremiyorum kimseyi,sonra diyor ki herkes “niye bizi görmüyorsun,neden?”
ne demeliyim mecnun,söylesene düşüncelerim taştı millet,kör oldum,düşünmekten kör oldum millet heeey ben de insanım” sizi görmek istemiyorum yerine bunları söyleyebilirim,tanrım.
ama mecnun bak bu ışıklar gözlerimi alıyor,sahnedeyim ama,ben kimseyi göremiyorum ya,ama seni görüyorum mecnun,bilmem belki de sadece seni göremiyorum,bel kide herkesi ama seni göremiyorum,ya da herkesden bi tek sen mi oluşuyor mecnun ?
ya mecnun,onu bunu bırakta,ben sana aşık olmuşum,öyle diyorlar.
ya mecnun,seni çok özledim.
buradan böyle baktığımda gömütsü ince boşluğa bilemem martılar neye göre toplanırlar bilemem dizlrim neden çözülür böylesine güçsüzleşir dolaşımı kanımın uyuşurum bunca değişken mavinin görümünde uçarım ve karşı kıyı tehdit okunu kırdıkça sunağım orasıdır pek sık çiçeklerle ve cesetlerle giderim iyice daha sunmaya…
ödünç aldım kokunu kendi tenimde,
sen kokuyor yüzeyi bedenimin,
her gözeneği.
açar açmaz arkı daldı bir kelebek içeri,
döndün sandım beyazı görünce,
birleştirerek tenimde yayılan
koku ile
uçanın sonsuzluk imgesini.
tutuyorum sevi çanını ellerimde,
vurgusu ben’e dönük,yankısı çocukluğa.
kendi ışıltısı deviniyor kendinde
katlanarak doyumu
töze doğru yayılıyor
başkasıyla aramızdaki
kimsesizliğe.
şimdi hayır derken
sevişiyorum seviyle ben.
NİLGÜN MARMARA
“People were buying cigarettes before Freud was born.” Don Draper’s Best Lines
(Kaynak: serialstranger, apathie gönderdi)